Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İslam toplumlarında İslam’a karşı gelişen karşı oluş yanında Avrupa toplumlarında da İslam’a yöneliş gelişmesi yeterli bir şekilde olmamıştır. Batı toplumları İslam’ı, yalnızca Sünnilik üzerinden öğrenmişlerdir. İslam diye öğrenilen bilgiler bir mezhebin yorumlarından oluştuğu için, Sünniliğin tüm açmaz ve çıkmazlarını İslam’la ilgili gören batı dünyası açısında İslamın etkisi fazla olamamıştır.
Özellikle İslam toplumlarında İslam’la aralarına mesafe koyan, yeri geldiğinde İslam'a tavır alan topluluklar açısından durum değişmeye başlamıştır. Bu topluluklar İslam'ı Şiilik üzerinden tanımaya başlamalarıyla İslam'ın Sünnilik demek olmadığını öğrendiler. Şiilikle tanışan bu kesimlerde, İslamla ilgili bilgi ve anlayışları konusunda bir sarsıntı geçirdiler. Bu topluluklar İslam'a tavır alırken ortaya koydukları gerekçelerin birçoğuna dayanarak yine İslam'a yönelmeye başlamışlardır.
Bu topluluklar akla önem vererek ve akla uymayan anlayışlar yüzünden İslam'dan uzaklaşırken yine akla önem vererek İslam'a yöneliyorlar. Şia’nın akla verdiği önemi görenler açısından İslam, akla önem veren ve tutarsızlıkları barındırmayan bir dinin adı olarak anlaşılmaya başlanmıştır. Çelişkilere itiraz eden bu topluluklar çelişkilerin ancak İslam diye öğrendikleri bilgilerde olduğunu ama Ehli Beyt yolunun çelişkili olmadığını öğrendikçe bu yol üzerinden İslamla barışmaya yöneldiler.
Mesela kaza ve kader konularında birçok çelişki ve akıl dışı anlayışlara doğal olarak itiraz edenler zaman içerisinde kendilerini dinin dışında gördüler. Zamanımızda bilgiye ulaşma kolaylığı ve İslam inkılâbının bereketiyle Ehli Beyt’in dilinden bu konuları okuyanlar, çelişkilerin Şiilikle ilgili olmadığını fark etmeye başladılar. Aklını özgürce kullananlar Ehli Beyt eliyle gelen İslam'a yöneliyorlar. Kaza ve kader konusu gibi konularda tatmin olacakları cevapları Şiilikte bulmuş oluyorlar.
Haksızlık, zulüm ve emperyalizmle mücadelenin gereğine inanan insanlar, İslam'ı iktidar merkezli anlayan ve kabullenen Sünnilik üzerinden okuyan topluluklar haliyle İslam’la aralarına mesafeler koymuşlardır. Özellikle İslam inkılâbının zaferinden sonra emperyalizmle mücadelenin bayrağını Müslümanların taşıdığını gördüler. O zaman anladılar ki emperyalizmle mücade etmek için İslam'a karşı olmanın bir mantığı yoktur. Belki İslam'a dayanmak gerekiyor.
Özellikle emperyalizmin Suriye üzerinden yürüttüğü savaş dünyada toplulukların gözünü açmıştır. Bu emperyalist savaşa hizmet eden ve yürütenlerin de aynı zamanda karşı olanların da Müslümanların olması çoklarının gözünü açmıştır. İslam dünyasının sol hareketleri olsun dünya solu olsun Şiiliğin emperyalizmle savaşın öncüsü olduğunu gördüler. Ve anladılar ki İslam emperyalizme boyun eğmiyor. Belki İslam adına zalimlikler ve emperyalizmle işbirlikleri kurulmuştur. Şiilik her zaman zulme ve sömürüye karşı olmuştur. Bunun farkına varanlar gözlerini tarihe attıklarında Ehli Beyt imamlarının hepsinin zulme karşı mücadelede şehit edildiklerini gördüler. Ehli Beyt eliyle gelen İslam'la tanışmaları, insanların İslam'a yöneliş sebebi oluyor.
Özgür düşünen Müslümanlar her zamandan daha fazla bu zamanda Şia’yı araştırma ihtiyacı duyuyor. Bu araştırmalar Şia’ya yönelişi beraberinde getirmektedir. Şia’ya kin ve cehalet içeren saldırıların temel nedeni, insanların özgürce araştırma yaparak Ehli Beyt’e yönelmelerini engellemek amaçlıdır. Şia’ya düşman çevrelerin, dine ve akla dayalı bir eleştiri ortaya koyduklarına şahit olamıyoruz. Dayanaktan yoksun ve hakikat arama derdi olmayan, aynı zamanda ruhlarından özgürlüğü yaşayamayan bu çevrelerin tek malzemesi karalama yapmaktır. Artık dünyanın özgür insanları Ehli Beyt eliyle gelen İslam'a yönelmişlerdir. Bunun önüne karalamalarla kimse geçemez.
HÜSEYİN TAŞ
25 Eylül 2013 - 15:19
News ID: 466687
Allah’ın adıyla Dine karşı tavır alış yirminci yüzyıl İslam toplumlarında ciddi gelişmeler göstermiştir. Pozitivizmin ve Marksizmin etkisiyle İslam toplumlarında okuyan ve düşünen topluluklar arasında dinle aralarına mesafe koyma ya da doğrudan dine karşı oluş şeklinde gelişmiştir. İslam toplumlarında gelişen dine karşı tavır yerleşik din anlayışı ve din adamlarına karşı bir tavırdır.